Bu site tarayıcınız için sınırlı desteğe sahiptir. Edge, Chrome, Safari veya Firefox'a geçmenizi öneririz.

1000 TL ve Üzeri Alışverişlerinizde %15 İndirimden faydalanın

KOD: ELY1000

Alışveriş Sepeti

Sepetiniz Boş

Alışverişe Devam et

Yaşlanma Karşıtı Cilt Bakımının Püf Noktaları

Zamanı durdurmak mümkün değil; ancak zamanın cildinizde bırakacağı izleri önlemek mümkün!

Zamana müdahale edemeyeceğimiz gibi, yaşlanma sürecine de müdahale edemiyoruz. Buna rağmen güzel yaşlanmak ve seneler geçerken minik bir çaba göstererek cildimizin sağlığını korumak çok kolay. Yaşlanma karşıtı (anti-aging) cilt bakımı, güzellik dünyasında popülerliği eskimeyecek unsurlardan biri; dolayısıyla günümüzde yaşlanırken cildimizi korumak adına çeşitli yöntem ve tavsiyelerle karşılaşıyoruz. Geçen zamanın olumsuz tüm etkilerine karşı cildinizi korumanız için en etkili yöntemleri ise bizden dinleyebilirsiniz. 

Yaşlanma Karşıtı Cilt Bakımına Ne Zaman Başlamak Gerekir?

Yaşlanmak son derece doğal bir süreç. Bu süreçte cildinizin sağlıklı yapısını korumak ve yaşlanma belirtilerine mümkün olduğunca az rastlamak için, kaliteli bir bakım rutini oluşturmanız gerekiyor. 

En önemli nokta, geç kalmamak! Yaşlanmanın sizin için çok uzak bir kavram olduğunu ve cildinizdeki gençlik ışıltısını, çaba sarf etmeden yıllar boyunca koruyacağınızı düşünüyor olabilirsiniz. Ancak yaşlanma karşıtı cilt bakımına 20’li yaşların ortasından itibaren başlamak gerekiyor.

Neden 20’li yaşlardan itibaren cilt bakımına özen göstermek gerekiyor?

20’li yaşlar, ciltte kırışıklık, leke, ince çizgiler, sarkma ve diğer problemlerle çoğunlukla karşılaşılmayan, keyifli dönemler. Aynaya baktığınızda, cildinizdeki görünümden son derece memnun olsanız da, bu berrak görünümü, geçen zaman karşısında korumanız gerektiğini unutmamak gerek. Çünkü cildin bütünlüğünü, sağlıklı yapısını, gençliğini destekleyen kolajenin, 25 yaşından itibaren vücuttaki üretimi her yıl %1,5 oranında azalıyor. 

Yani yaşlanma karşıtı cilt bakımının, 30 yaşından sonra uygulanması gerekliliği aslında yanlış bir bilgi. Vücudun doğal yöntemlerle ürettiği kolajen, eksikliği ile birlikte 30 yaşına gelmeden can sıkıcı cilt problemlerine yol açıyor. Ciltteki kolajen eksikliğinin yarattığı tahribat, çevresel faktörlerin olumsuz etkisi ve zararlı alışkanlıklar birleştiğinde, cilt daha kolay yaşlanıyor. 

Yaşlandıkça cilt üzerinde meydana gelen değişimleri daha detaylı inceleyelim.

Yaşlanma Karşıtı Cilt Bakımı

Ciltteki Yaşlanma Belirtileri 

Cildiniz her geçen gün, bir önceki gün sahip olduğu sağlıklı ve pürüzsüz formunu yitirmeye başlıyor. Dış faktörlerin etkisiyle kişiden kişiye göre değişiklik gösteren cilt yaşlanması, çeşitli problemler ile varlığını ediyor. 

  • Cilt ihtiyacının vazgeçilmezi olan nem oranı, zamanla azalmaya başlar ve cilt canlı görünümünü yitirir. Çünkü cilt daha az sebum üretmeye başlar. 
  • Cildin orta katmanı olan dermiste bulunan kolajen proteininin azalmasıyla, cilt üzerinde sarkma ve kırışıklıklar meydana gelir. 
  • Cilt lekelerini es geçmemek gerek. Yaşlanma, güneş ışınları ya da çeşitli faktörler sebebiyle oluşan bu lekeler, zaman geçtikçe çoğalır.
  • Cildin canlı görünümünü sağlayan nemlilik, yıllar geçtikçe hasara uğrar ve cilt matlaşır. Çünkü dermisteki hyaluronik asit miktarı gün geçtikçe azalır. 
  • Yüzümüzdeki yıpranma belirtilerini en çabuk gösteren bölge, göz çevresi. Dolayısıyla yaşlılığın getirdiği etkilere ilk olarak göz çevremizde rastlıyoruz. Kaz ayakları, ince kırışıklıklar, gülümsediğimizde derinleşen çizgiler...

Görüldüğü gibi cildin tüm katmanlarını etkileyen yaşlanma süreci; nemsizlik, kuruluk, cilt lekeleri, cilt sarkması ve kırışıklık problemleriyle etkilerini belli ediyor. Bu noktada hangi yöntemleri uygulamak gerektiğini düşündüğünüzü biliyoruz. Faydası maksimum düzeyde olan yaşlanma karşıtı cilt bakımı önerilerinden önce, cilt yaşlanmasını tetikleyen faktörlerden söz edelim. 

Cilt Neden Yaşlanır? Cilt Yaşlanmasını Hızlandıran Etkenler Nelerdir? 

Yaşlılık sinyallerinin göze ilk çarptığı yer cildimiz. Berrak formunu her daim korumasını arzulasak da, cildimiz zamanın etkisi karşısında savunmasız kalabiliyor. Eksik ve düzensiz uygulanan cilt bakımı, yaşlanma belirtilerinin kendini çok daha hızlı göstermesine sebep oluyor. 

Cilt neden yaşlanır sorusuna gelirsek… 

  1. İlk ve en önemli faktör kolajen eksikliği. Kolajenin, cildin gençliğini desteklemede ne denli büyük bir öneme sahip olduğunu artık hepimiz biliyoruz. Her yeni sabaha canlı bir görünümle başlamamızın sebebi, vücudumuzdaki kolajenin düzgün sentezlenmesi ve işlevini yerine getiriyor olmasından kaynaklanıyor. 20’li yaşların ortalarından itibaren üretimi hızla azalan kolajen, 30 yaşına gelindiğinde ve sonrasında eksikliğini cilt yaşlanması olarak çok daha belirgin gösteriyor. 
  2. Hyaluronik asit de kolajen gibi cildin bütünlüğünü ve nem oranını koruyan mucizelerden. Cildimiz için elzem olan bu bileşeni, tıpkı kolajen gibi doğal yollarla üretiyoruz; ancak zamanla bu fonksiyonunu yitiriyor. Nemsiz kalan bir cilt ise, daha kuru ve daha mat görünüyor.
  3. Güneş ışınları cilt yaşlanmasını sandığımızdan daha fazla etkiliyor. Kolajen miktarını da azaltan UV ışınları, cilt üzerinde ince çizgilerden kırışıklıklara kadar pek çok problem gözlemlenmesine neden oluyor. Cilt lekelerini de beraberinde getiren güneş, fotoyaşlanma olarak adlandırılan etkisiyle gençliğin önündeki engellerden biri diyebiliriz. Yani yeterli dozu ayarlamaya çalışmakta fayda var. 
  4. Daha önce oksidatif stres kavramını duydunuz mu? Oksidatif stresi, serbest radikallerin hücre yapısına ve kolajene zarar vermesi olarak özetleyebiliriz. Bu olumsuz etkiyle cildin temel bileşenlerinin hasara uğraması, yaşlanmayı hızlandırıyor. 
  5. Cildin kolay yaşlanmasına yol açan iç faktörler de var. Örneğin genetik mirasınız ve hormon üretiminin azalması, cildinizin beklenenden daha çabuk olumsuz etkilenmesine sebep olabiliyor. 
  6. Sigara kullanımı, sağlıksız gıdalar tüketmek, cildi içeriden beslememek, makyajla uyumak, yetersiz uyku… Tüm bu zararlı alışkanlıkların, kırışıklıkların oluşumundaki etkisini düşünün! Cildinizin nefes almasını ve sağlıklı formunu korumasını sağlamak için, yaşam tarzınızı gözden geçirmenizde fayda var. 

Artık tüm detaylara hakim olduğunuza göre, en etkili bileşenler ile yaşlanma karşıtı cilt bakımının inceliklerine değinmeye başlayabiliriz. 

Yaşlanma karşıtı cilt bakımı

Yaşlanma Karşıtı Cilt Bakımı Nasıl Olmalı?

Cildinizin yaşı, gerçek yaşınızdan farklı ve daha genç olabilir! Bu noktada birincil rolünüz cildinizi “korumak”. Yaşlanma izleriyle savaşmadan önce, bu çabaya gerek kalmadan önlem almak çok daha kolay. 

Özellikle 20’li yaşlardan itibaren odaklanmanızı gerektiren cildinizi koruma adımları, seneler sonra oluşabilecek cilt problemlerini bütünüyle onarma zorluğundan sizi kurtarabilir! Bu noktada, genç çağlarımızdaki yaşlanma karşıtı cilt bakımı ile, 50’li yaşlar sonrası uygulanan yaşlanma karşıtı cilt bakımı farklılık gösteriyor. Ancak tüm yaşlanma karşıtı cilt bakım ürünleri; UV ışınları, hava kirliliği, kolajen ve elastin eksikliği, mevsimsel değişiklikler ve zararlı etkiler sonucu cilt yaşlanmasını hızlandıran unsurlara odaklı geliştiriliyor. 

Cilt yaşlanmasını önlemenin ilk kuralı: Cildi temiz tutmak

Cildinizi bir hafta boyunca maruz kaldığı kirden, kimyasal kozmetik ürünlerinden, makyajdan arındırmadığınızı düşünün… Bir haftalık süreç sonunda gözeneklerin dolmaya başladığını, siyah nokta oluşumunu ve çok daha fazla sorunu gözlemleme ihtimaliniz yüksek. Cildinizi her gün temizlemek, uzun vadede yüzleşebileceğiniz daha büyük cilt problemlerinden ve yaşlanma belirtilerinden uzak kalmanızı sağlıyor. Üstelik temiz cilde uygulanan yaşlanma karşıtı bakım ürünleri daha hızlı etki ediyor. 

Sağlıklı ve dengeli beslenme düzeni cildinizi mutlu ediyor

Cildinizi içten beslemenin ilk adımı, dengeli bir beslenme düzeni oluşturmak. Son yıllarda hazır ve işlenmiş gıdaların, sağlıklı bir yaşamı olumsuz etkilediği kanıtlandı ve bu konudaki farkındalık epey arttı. Sağlıksız bir yaşam ise, cildinizin pürüzsüzlüğüne ve ışıltılı güzelliğine engel oluyor. 

Örneğin, bazı yiyecekler cildi olumsuz etkileyen oksidatif stres oluşumuna yol açıyor. Nasıl mı? Tüketilen besinlerin enerjiye dönüştürülmesi esnasında oluşan serbest radikaller, cilt hücrelerini tahrip ediyor. Antioksidanlar ise, serbest radikaller ile savaşan mucizevi etkilere sahip. Öğünlerinizde antioksidan içeriği yüksek gıdalara yer vermek, oksidatif stresi engelleyerek cildinizin sağlıklı yapısını, berrak görünümünü ve gençliğini korumasını sağlar. 

Fotoyaşlanma etkisini azaltmak için, güneş ışınlarına karşı önlem alın

Koyu lekelerin, göz çevresindeki ve genel yüz bölgesindeki kırışıklıkların, donuk, mat ve kuru bir görünümün temel sebeplerinden biri fotoyaşlanma. Güneş ışınlarına uzun süre maruz kalma sonucu oluşan fotoyaşlanma etkilerine karşı cildinizin tazeliğini korumak şart. Ancak güneşin olumlu etkilerini göz ardı edecek kadar (sağlıklı bir beden için pek çok fayda barındırdığını söyleyebiliriz.) UV ışınlarından sakınmanız gerekmiyor. Güneşten ölçülü oranda faydalanıp, yaşlanma sürecini yavaşlatabilirsiniz. 

Cildinize nazik davranın 

Buraya kadar cildinizi temizlemeniz, günlük bakım rutini oluşturmanız gerektiğinden bahsettik. Ancak tüm bu işlemleri cilt yapısına zarar vermeden ve aşırıya kaçmadan uygulamak gerekiyor. Fonksiyonsuz kimyasal kozmetik ürünleriyle cildi yorarak yapacağınız yaşlanma karşıtı cilt bakımı, cilt bariyerinin daha da güçsüzleşmesine sebep olabiliyor. Özellikle 50 yaşından sonra epidermis katmanının inceldiği düşünüldüğünde, minimal ama etkili bir rutin oluşturmanın daha faydalı olduğunu söyleyebiliriz. 

Kolajenin çok yönlü bakım gücünden faydalanın 

Ciltteki yaşlılık izlerinin en temel sebebi olan kolajen eksikliğini, kolajen takviyesinin gücüyle dengelemeyi ihmal etmeyin. Kelimenin tam anlamıyla gençlik kaynağı olan kolajen, yaşınıza rağmen daha dinç bir cilde kavuşmanızı sağlıyor. 

Cildin erken yaşlanmasını, hiperpigmentasyonu, solgun ve mat görünümü önleyen kolajen, yaşlanma karşıtı cilt bakımının vazgeçilmezi! Bakım rutininizde kolajen takviyesi kullanarak, zamanla azalan kolajen sentezini destekleyebilir ve kırışıklıklara karşı önlem alabilirsiniz. 

Collagen Premium 10000 ile tanıştınız mı?

10.000 mg hidrolize balık kolajeni Collagen Premium 10000 ile cildinize güç kazandırın!

Peki neden Collagen Premium 10000? 10.000 mg tip 1 hidrolize balık kolajeni olan yeni formülümüz, zengin içeriğiyle yaşlanma belirtilerine karşı meydan okuyor. 

  • Hidrolize balık kolajeni, normal kolajenlere oranla etkilerini daha hızlı gösteriyor. Çünkü hidrolize edilmiş, yani parçalara ayrılmış, vücut tarafından emilimi kolaylaştırılmıştır. Kısa sürede kana karışan, düşük molekül ağırlıklı (2.000 dalton) 10.000 mg hidrolize balık kolajeni, ciltteki faydalarını en verimli şekilde gösterir. 
  • Collagen Premium 10000, ciltteki yaşlanmanın tüm belirtileriyle savaşır. Göz çevresinden genel yüz bölgesine kadar, kırışıklık ve ince çizgilerin en düşük düzeyde gözlemlenmesini sağlar. 
  • İçeriğindeki diğer mucizevi bileşenler, ko-enzim Q10, hyaluronik asit, metilsülfonilmetan ve yeşil çay polifenolleri ile cildinizin kaliteli güzelliğini korumasına yardımcı olur. Nemlenen, beslenen, güçlenen cildiniz geleceği daha sağlıklı karşılar. 

Her gün, uykudan önce iki ölçek (50 ml) Collagen Premium 10000 kullanımı, yaşlanma karşıtı cilt bakımının en etkili adımı!

(0) Yorum

Yorum yapın