Bu site tarayıcınız için sınırlı desteğe sahiptir. Edge, Chrome, Safari veya Firefox'a geçmenizi öneririz.

İlk Alışverişinize Özel %10 İndirim İçin
Kod: ELYWELCOME

Alışveriş Sepeti

Sepetiniz Boş

Alışverişe Devam et

20’li Yaşlarda Cilt Bakımı: Cildinizi Kolajen ile Koruyun

Cildinizi 20’li yaşlarda korumak, ilerleyen zamanlarda dilediğiniz pürüzsüzlüğü elde etmekten çok daha kolay. Belirli bir yaşa geldikten sonra, cilt sağlığınız için gereken adımları atmanın ve 20’li yaşlarda cilt bakımı uygulamanın sonuçlarını görmek, çok daha iyi hissetmenizi sağlayacak! 

20’li yaşlar, cildinizin daha berrak, pürüzsüz ve enerjik bir görünümde olduğu dönemler olabilir. Bu nedenle cilt bakımında daha az gayret sarf ediyor olabilirsiniz. Ancak söz konusu sağlık ve güzellik olunca “korunmak”, oluşan problemleri azaltmaktan çok daha büyük bir önem taşıyor. Yani 20’li yaşlarda cilt bakımı rutinine sadık kalmak şart. Temel neden ise vücudumuzun ürettiği bir proteinle ilgili: Kolajen. 

20’li Yaşlarda Neden Cilt Bakımı Yapmalıyız?

Akıllardaki soru, “20’li yaşlarda cilt bakımı yapmalı mıyız?” ve “Neden yapmalıyız?” olunca pek çok neden sayabiliriz. 20’li yaşların başında cildin kan dolaşımı normal düzeyde ilerler ve cilt genel olarak sağlıklı bir yapıdadır. Hormonal sebeplerden dolayı oluşan akne ve sivilce problemi ise uygun bir cilt bakımı ile minimuma indirgenebilir.

Gençliğin enerjisiyle zaman zaman adapte olunan sağlıksız bir yaşam bile, ciltteki olumsuz etkilerini kısa sürede siler ve cildiniz yenilenir. Gece geç saatlere kadar uyanık kaldığınız halde, yeni bir güne capcanlı bir görünümle başladığınız zamanları hatırlayın. Etkili bir cilt bakımı ve alınan önlemler ile (kusursuz ciltlerin bile faydalı bir bakıma ihtiyacı olduğunu unutmayın!) 20’li yaşlardan sonra da aynı görünümle yeni bir günü karşılayabilirsiniz

Bildiğiniz gibi cilt, 3 katmandan oluşuyor. Cildin en dış tabakasını oluşturan epidermis, kırışıklık ve lekeler gibi çeşitli problemleri yansıtıyor. Kırışıklık, göz çevresi kırışıklıkları, göz altı morlukları, ince çizgiler, kaz ayakları ve sarkma gibi problemler bu dönemde görülmese de, erken önlem alarak cildinizi korumak uzun vadede sağlıkla ışıldamanızı sağlayabilir. Dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta ise, zamanla karşı karşıya kalınan bir gerçek: 25 yaşından itibaren vücuttaki kolajen, elastin ve hyaluronik asit üretimi azalıyor.

Kolajen Eksikliğinin Ciltteki Etkileri

Araştırmalara göre, 20’li yaşların ortasından itibaren vücudun doğal yollarla ürettiği kolajen ve elastin sentezi hızla azalmaya başlıyor. Kolajenin vücutta gün geçtikçe azalması, ne yazık ki cilt üzerinde istenmeyen problemlere yol açıyor. Çevresel ve genetik faktörlerin dışında, cilt sarkması, kırışıklıklar, ince çizgiler, kaz ayakları, hiperpigmentasyon, nemsizlik, kuruluk ve solgun bir görünüme neden olan başlıca etken kolajen eksikliği…

Gençliğin cildinize yansıyan dinamizmini kaybetmek istemiyor ancak nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız, 20’li yaşlarda cilt bakımı rutininin yaşlanma karşıtı ve en etkili halini sizler için hazırladık. 

20'li Yaşlarda Cilt Bakımı

Cilt Bakımının Faydaları Nelerdir?

Cilt bakımı, kadın erkek her insanın günlük olarak uygulaması gereken bir eylem. Çünkü belli bir rutine sahip olmak, cildinizde olumlu geri dönüşler yaratıyor. Tercih ettiğiniz cilt bakım ürünlerine, cilt tipinize, cilt problemlerine göre şekillenerek, cildinizin sağlıklı yapısını uzun süre korumasını sağlıyor. 

  • Yaşlanma belirtilerini minimuma indirgiyor.
  • Cilt lekeleri, akne, sivilce gibi problemleri engelliyor. 
  • Güzel bir cilde kavuşmanızı sağlayarak, öz güveninizi artırıyor. 
  • Uygun bileşenler cilde uygulandığında, kolajen üretimi artıyor. 
  • Cildi çevresel faktörlerin olumsuz etkilerinden arındırıyor. 

20’li Yaşlarda Cilt Bakımı Nasıl Olmalı?

Her dönemin kendine has bir cilt bakım rutini olmalı. Çünkü cildin ihtiyaçları, her geçen dönem değişebiliyor. Peki, 20’li yaşlarda cilt bakımı nasıl olmalı?

Cilt bakımının ilk aşaması: Temizlik

Gençliğin ışıltısını ağır makyaj malzemeleriyle kapatmanızı önermiyoruz ancak 20’li yaşlarda makyaj yapan biriyseniz, gün boyu maruz kaldığınız bu kimyasal etkiden arınmanız ve cildinizi her gün temizlemeniz gerektiğini hatırlatmakta fayda var. Cildinizi sabah akşam günde iki kere temizlemenizi gerektiren tek etken ise makyaj değil. Çevresel faktörlerin etkisi, hava kirliliği ve serbest radikaller, gün içerisinde cilt gözeneklerinde birikip, arındırılmadığı takdirde çeşitli problemlere yol açıyor. Bu nedenle, cildinizin temiz olduğu yanılgısına düşüp temizleme aşamasını ihmal etmemeniz gerekiyor. 

Cildinizi nemlendirmeye bugün başlayın

20’li yaşlarda cilt bakımı rutinine eklenmesi gereken iki temel aşama mevcut: Temizlik ve nemlendirme. Kuru bir yapıda olmasa bile, cildinizi temizledikten sonra günde iki kere nemlendirmeniz gerekiyor. Çünkü sağlıklı bir cildin ilk adımı, nemli olmasından geçiyor. Nemlilik, cilt bariyerini güçlendirerek enflamasyonu, tahrişi ve kuruluğu önlüyor; mat ve kırışık bir görünüm yerine esnek ve pürüzsüz bir cilt vaat ediyor. 

Tavsiyemiz, kendi ağırlığının bin katı kadar su tutabilme özelliği bulunan hyaluronik asit içerikli bir nemlendirici ile cildinize her gün bakım yapmak. Çünkü nemlendirici etkinin en güçlü formülü hyaluronik asit, 25 yaşından itibaren vücuttaki üretimini hızla azaltıyor. 

Güneş ışınları her zaman dostunuz değil

UV ışınları her yerde. Bulutlu ve yağmurlu havalarda da yanımızda, ofiste çalışırken pencereden yansıdığında da. Ancak yaşlanma sürecini yavaşlatmak istiyorsanız, güneş ışınlarının olumsuz etkilerine karşı önlem almanız gerekiyor. Çünkü güneş ışınları, yaşlanma sürecine benzer bir etkileri barındıran “fotoyaşlanmaya” sebep oluyor. Üstelik sadece yaz aylarında değil, güneşin etkisini yeterince göstermediği düşünülen mevsimlerde de UV ışınlarından korunmak şart.

Sağlıklı alışkanlıklar edinerek geleceğe yatırım yapın

20’li yaşlar, aklımıza gelen her şeyi yapabilecek enerjiye sahip olduğumuz, zararlı faktörlerin etkilerini henüz deneyimlemediğimiz, vücudumuzu yorsak da hızlıca toparlanabildiğimiz bir dönem. Bu nedenle, sağlıksız olanı tercih etmekte sorun görmeyip, sağlıklı olanı erteleyebilme ihtimali bir hayli yüksek. Öte yandan hem vücudunuza, hem de cildinize yatırım yapmanız gerekiyor. Çünkü bazı alışkanlıkların olumsuz etkisi, zaman geçtikçe kendini göstermeye başlıyor. 

Daha sağlıklı beslenmek, uyku düzenine dikkat etmek, vücudu yoran sağlıksız alışkanlıkları geride bırakmak, bilinçsiz kozmetik kullanımından uzak durmak ve belirli bir düzene sadık kalmak sanılandan çok daha kolay! Böylece cildiniz için ileriye dönük faydalı hamlelerde bulurken, gençliğin en güzel zamanlarını da ışıldayarak geçirme şansına sahip olabilirsiniz. 

Cilt Bakımında Serumun Önemi 

Cilt bakım rutininizde probleme yönelik kremlerden daha etkilisini arıyorsanız, cilt serumları tam size göre. Çünkü yüksek emilim gücü sayesinde cilde çok daha hızlı nüfuz ediyor. Yani daha kısa sürede, daha etkili sonuçlar elde ediyorsunuz. Genç yaşlarda cilt serumu kullanmaya başlamak ise, daha canlı ve taze bir cilt elde etmenizi sağlıyor. 

Cildinizdeki sorunlara göre çeşit çeşit serumlar mevcut. En önemlileri;

  • Yüksek oranda nem sağlayan ve hyaluronik asit içeren serumlar
  • Yaşlılık belirtilerini engelleyen göz çevresi serumu
  • Bakımlı bir cilt elde etmenize yol açan bileşenleri içeren serum
  • Göz altı morlukları yerine aydınlık bir göz çevresi vaat eden serumlar

Cildi serbest radikallerden koruyan cilt serumlarını 20'li yaşlarda kullanmaya başlamak, geçen zamanın cildinizdeki etkilerini azalacaktır. 

Kilit Nokta: Kolajen

Cilt bakımında her daim geçerli olan bir kural var; cildi yalnızca dışarıdan beslemek yeterli değil. 

Cilt bariyerini koruyan dış müdahaleler ile bakım yaparken, cildinizi içten besleyen hamleler ile cilt sağlığını sürdürebilmek çok önemli. Kolajenin, 25 yaşından itibaren eksikliğini hissettirmeye başladığı düşünüldüğünde, cildinize içten bakım yapabilmeniz için en doğru seçenek olduğunu söyleyebiliriz. 

Cilde esneklik ve sıkılık kazandıran kolajen, vücudumuzda doğal olarak bulunan; cildimizde, bağ dokumuzda ve eklemlerimizde sentezlenen bir protein. Kolajen üretimine destek verilmediğinde ve takviye olarak alınmadığında, cildiniz güç geçtikçe sıkı ve berrak formunu yitiriyor. Bu nedenle 20’li yaşların sonuna yaklaşmadan bu temel proteini hayatınıza dâhil etmeniz gerekiyor. 

Daha önce de belirttiğimiz gibi, zamanla artmaya müsait cilt problemlerini erkenden engellemek; oluştuktan sonra iyileşmesini sağlamaya çalışmaktan daha kolay. An içerisinde hissetmediğiniz zararlı etkileri ve kolajen eksikliğini, ilerleyen yaşlarda cildinizde oluşabilecek problemlerle gözlemlemeye izin vermeyin. 20’li yaşlarda cilt bakımı rutinine sadık kalıp, 25 yaşından itibaren kolajen takviyesi kullanarak cildinize iyi bakın. 

 

Önerilen Ürünler

(0) Yorum

Yorum yapın